Ocak 25, 2012

kardeşimin bebeği oldu… ne kadar çok zaman geçmiş üzerinden, üzerimden… gidiyorum demişti daha dün…

Kasım 24, 2011

ilk günkü gibi hala… ilk o rengarenk elbisenle gördüğüm gün gibi…

bulanık…

Kasım 17, 2011

içime kapandım iyice… herkes neden konuşmuyosun diyo. konuşmazdım ama bu kadar da değildim sanırım. farkında olmadığım problemlerim var. biliyorum bişeylerin hergün moralimi bozduğunu. ama o bişeyleri bilmiyorum hala.. mutlu değilim.. her gece yarın çok mutlu olacağım diye yatıyorum ama sabahları sanki gece biri ruhumu emmiş gibi oluyorum. işe gitmek mi, çalışmak mı… psikiloğa gitmeyi düşünüyorum bir kaç gündür. birilerine bişeyler anlatmam gerekiyo. beni yargılamayacak birilerine. beni anladığını zannedeceğim birilerine. sanki boğazıma kadar doluyum ve anlatırsam rahatlayacam… anlatamıyorum…

üsküdar…

Şubat 15, 2011

9üd nin üst kattaki ön koltukları boştu dün… binsem dedim… binmedim geçtim yanından… geçtim… geçtin… gittin… otobüs ordaydı ama… boştu…

teacher…

Kasım 24, 2010

yine bir öğretmenler günü… mutlu kal… huzurlu kal…

ramazan

Ağustos 13, 2010

ah eski ramazan…

Temmuz 2, 2010

birden özleyiveriyorsunuz…
çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.

rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
infilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi…

özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
özlediğiniz ise çok uzaklarda…
yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu i! stediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor…

Mayıs 26, 2010

So long ago.

Was it in a dream?

Was it just a dream?

I know, yes I know.

Seemed so very real,

It seemed so real to me.

yakın…

Nisan 27, 2010

2 veya 3 hafta sonra antalyaya gidecem sanırım. bizim ali kıbrısta asker ya, o döncek işte mayıs ortasında. abisinin yanında kalcaz hafta sonu nasip olursa. ne çabuk gitti ne çabuk bitirdi anlayamadım. ben sanki senelerce askerlik yaptım gibi gelmişti bana. abisi de zaten 1 seneden fazladır antalyada… zaman çabuk geçiyo geçirmek istemediğinde. geçmesini istediğinde de tıkanıp kalıyo sanki… iki sene önce bu zamanları hatırlıyorum. geçmesini istemediğim zamanlara gebeydi günler. çarçabuk geçti… rüzgar gibi geçti… geçmeseydi… bitmeseydi… olmasaydı… başlamasaydı… aklımı bu kadar meşgul etmeseydi… keşke… keşkeler birbirine girmeseydi… aklımdan çık artık…

esinti…

Nisan 22, 2010

şeb-i yelyâ’yı müneccimle muvakkit ne bilir,
mütelâ-yı gâm olandan sor kim kaç sâât…

abartı… sabahlara kadar aşkından uyuyamayan, gâm’a müptelâ olan bir insan garip geliyo bana… rüyalarda görebilmek için bile olsa uyur insan… yalnız kalmak istiyorum geyiği var bi de. kimse yalnız kalmak istemez hayatta, istememeli. isteyeni asmalı kesmeli kellesini uçurmalı. yalnızlık Allah’a mahsustur bilmez misin bre gafil?… kimse yalnız değildir aslında. kalmak ister işte böyle deli divane. yalnız bırakmazlar, bırakmamalılar kimseyi, kimse yalnız kalmasın, sevenler ağlamasın… ben yandım eller yanmasın. sevdânın aşkın nârına… nice şairler ozanlar evliyalar enbiyalar anlatmış bu aşkı, nârını, yolunu, yordamını… aşık ol ki yanasın. yanmazsan aşık olamazsın. aşık olursan yanarsın.. yanmadın ki aşığım sanasın. yandığını anladığında aşık olduğunu anlarsın. anlarsın ki artık iş işten geçmiştir. vay benim halime demenin bi getirisi olmaz aksine bi çok şeyi götürür senden. bazen de yanıyorum sanarsın, tuttuğun eldir içini yakan, onun yüreğindeki kordur seni senden alan. sen aşık olmamışsındır, aşkın sıcaklığından yanmışsındır. senin olmayan aşkın ateşi seni de yakmıştır. aşığım sanarsın. halbuki tenini yakan onun aşkının nârıdır. yüreğin yanmalı aşkından oysa. ona dokunmaya kıyamaman, elinle değil yüreğinle yanman lazım… yanarsın, yanarsın, sonra bir de bakarsın ki… saçmalamayı bile beceremiyorum. napıyım. orta okulda türkçe sınavı olurdu. %60 türkçe %40 kompozisyon. 60 alırdım hep.(o kadar da iyiydim yani pff) yazmazdım hiç bişey. korkardım yazmaya. hoca okuyup da gülecek sanırdım. gülüp dalga geçecek diye korkardım. korkardım kendimi ifade etmeye. korkardım hissettiklerimi anlattığımda ne hissettiğimi anlarlar mı ki diye. sonra sonra ifade etmeye etmeye ifadesizleşmeye başladım. hissetmemeye başladım hissettiklerimi. sonra da ölücez zaten hepimiz.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.